| Flaş Haber | |||||
|---|---|---|---|---|---|
|
|||||
| Güvence |
|
|
|
| Cumartesi, 23 Ocak 2010 | |
|
Bazı günler işi biraz 'sallarsanız' çok fark edilmez. Sizin aldığınız eğitimi yansıtan, tek bir odak noktası olan, kendinizi tek bir alanda geliştirmenizi ve uzman olmanızı sağlayan bir işiniz vardır. Herkes için herşey olmak zorunda olmadığınız için yaşam biraz daha stressiz olur. Bu anlamda da bir başkası için çalıştığınızda en büyük avantajlardan birisi de kendi üstlendiğiniz görevlerin dışında hiç birşeyden sorumlu olmamanızdır. Şirketin işleri kötü gidiyorsa, şirket iş veya para kaybediyorsa, bu sıkıntılar sizin kapınızı çalana kadar akşamları uykusuz kalan siz olmazsınız...bunu çözmesi gereken de siz değilsinizdir. Bu anlamda da rahattır bir başkası için çalışmak. Şirketiniz batar veya siz işten çıkartılırsanız, sadece işinizi kaybetmiş olursunuz. Çıkıp kendinize yeni bir iş bulabilirsiniz...Sabit, güvencesi olan bir işte başkası için çalışarak kalmanın bunlar gibi bir çok avantajı olduğunu düşünüyorum...özellikle de bakmak zorunda olduğunuz bir aileniz, büyütmek, okutmak zorunda olduğunuz çocuklarınız varsa...sabit, güvence gibi kavramlar önem kazanır. Hayat böyle daha rahat yaşanır... mı acaba?
Ben bile size bunları yazarken, yazdığım bazı şeylerde içim sıkıldı...inanmadım bu söylediklerime...ve sanki bunu okuyan sizlerden bazılarının başlarını 'hayır' der gibi salladığını gördüm. Güvence? Artık öyle bir şey kaldı mı ki dediniz bana sanki. Çok yakından tanıdığım birisi sabah ofisine girip, üstünü çıkartıp, çayını alıp, bilgisayarda işinin başına oturduktan 10 dakika sonra işten çıkartılmıştı. Şirketin durumu iyi değildi ve gerçek maaşından değil de asgari ücretten maaş ödemesi gösterdikleri için yılların emeği karşılığında belki onu 2 ay götürecek kadar bir tazminat ödediler. O sabah 'güvence' ve rahat bir emekliliğe giden yol olarak gördüğü işten 10 dakikada çıkmıştı. 55 yaşında işsiz, sadece 2 ay idare edecek bir para ile kendini bambaşka bir dünyada buldu. Bugün aylık giderlerini karşılamak için birilerinin çocuklarına bakıcılık yapıyor. Yeniden kendine bir hayat kurmak için yola çıktı.
Sorumluluk yok dedim.. Evet bir başkası için çalıştığınızda sanki kendi iş tanımınız dışında bir sorumluluğunuz olmadığını düşünebilirsiniz...ama bu gerçekten doğru mu? Belki de siz yanlış yerden yanlış bir algıyla bakıyorsunuz olaylara! Çünkü benim baktığım yerden durum farklı gözüküyor...bir başkası için çalıştığınızda evet sorumluluk almamış oluyorsunuz...ama bu almadığınız sorumluluk aslında kendi yaşamınızın sorumluluğudur. Hayatınızın gücünü ve yönünü başkalarına teslim etmiş oluyorsunuz. Yukarıda örneğini verdiğim o bayan gibi geleceğinizi başkasının eline teslim ediyorsunuz. Sizi bilmiyorum ama bu benim için çok korkunç geliyor.
Peki 30'undan sonra yeni bir iş bulmak kolay mıdır? Sık sık duyduğum “Fazla vasıflısınız” yorumları ile karşılaşıldığıdır. Birden bire o 26 yaşında size iyi bir iş imkanı sağlayan vasıflarınız, eğitiminiz, tecrübeniz 40'ında iyi bir iş ile aranızda duran engele dönüşüyor.
O yüzden bugün ofisinizde oturmuş, masanıza koyduğunuz aile fotoğrafının sıcaklığında, önünüzde demli bir çay ile bilgisayarı açıp yapılacak işlerin ne olduğunu bilmenin güvencesiyle çalışmaya başladıysanız bu yazıyı bir kere daha okuyun...sonra yaşamınızdan sorumlu olmanın sizin için ne ifade ettiğini düşünün. Belki bir alternatif yaratmanın zamanı gelmiştir...belki de her ihtimale karşı kendinize bir güvenlik ağı oluşturmaya başlamak daha iyi olur.
“Peynirimi Kim Kaptı” adında nefis bir kitap var. Okumadıysanız hemen ısmarlayıp okuyun. Orada peynir peşinde koşan farelerin hikayesi var...Orada buldukları peynirle yetinmeyen, onun bir gün biteceğini bilip sürekli peynir peşinde dolaşan fareler var. Sanırım ben onlardan biriyim! Elimde, sahip olduğum şeylerin bana ait olmadığını düşünüyorum...her zaman yok olabileceğine inandığım için her zaman alternatifleri de görmek gerektiğini düşünüyorum. Bu korkudan kaynaklanan bir davranış değil yalnız. Bu her zaman benim için kendi sınırlarımı test etmenin, onları genişletmenin heyecanı, her zaman eğlence ve her zaman içimde 'doğrusu bu' dediğim bir şey olmuştur. Bugün fark ediyorum ki yaptığım en büyük yatırım kendime olan yatırımmış. Kurslara katıldım, kendimi geliştirdim, öğrendim...genişledim, büyüdüm ve geliştim...riske girdim ve büyüdüm. İşinize deği, kartvizitinizde yazan o titre değil, şirkete değil...kendinize yapacağınız yatırım en büyük geri dönüşü size verecektir.
Burada bahsettiğim şeler 'kolay' değil. Hemen karşılık getirmeyecektir... kendinizi, sınırlarınızı zorlamanızı gerektirecektir...çok çalışmanız gerekecektir, azimli olmanızı, kendinizi buna adamanızı, kararlı olmanızı, sabırlı olmanızı ve inanmanızı gerektirecektir. Yani ofis işinizden daha zor olabilir, daha çok çalışmayı gerektirebilir, daha yorucu olabilir ama inanın bir o kadar da keyifli olacaktır...ödülü de siz olacaksınız...siz ve kendi yarattığınız, kendinizin şekillendirdiği ve gücü sizde olan gerçekten sorumluluğu size ait keyifli bir hayat olacaktır....bizi izlemeye devam edin :)
|
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Ocak 2010 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|












