Yeşim'den



31 Kasım 2006 tarihinde Nikken hayatıma girdi. Herhalde bu aralardı Semih beni annesinin evine çağırmıştı. Şima enerji ile ilgili bir şeyler yapıyor sen de bir bak demişti. Daha sonra içinde bir demo şilte olduğunu öğrendiğim kocaman bir bavul hatırlıyorum. Israil’den gelen Nimrod’u hatırlıyorum. devamı...

Onlar Nikken'e EVET dediler



...Birbirleri ve aileleri ile daha güçlü daha sağlam ilişkiler yarattılar, borçlarını kapattılar, zengin bir emeklilik fonu oluşturdular, kendilerini daha genç, daha enerjik hissediyorlar ve daha sağlıklı bir dünya yaratmak gibi ortak bir yaşam amacına koşuyorlar...

onların ve diğerlerinin hikayelerini okuyun....

Giriş Formu

Üye kaydınızı yapın..eğitim ile ilgili bilgiler size gelsin...





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Macroajans Web Tasarım

Flaş Haber
Iş Ortakları Arıyorum
Bugünü kurtardınız...bir şekilde...belki sabit her ay gelen bir maaşınız var, belki eşinizin parasıyla geçiniyorsunuz... Peki ya yarın? Onu hiç düşündünüz mü?
Devamını oku...
 
Güvence PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 23 Ocak 2010

Image

Çalışma hayatıma 16 yaşında bir doktorun ofisinde telefonlara bakarak başladım. 45 yaşında olduğuma göre yaklaşık 31 yıldır iş hayatındayım. O 31 yılın sanırım sadece 8 yılı bir ofiste sabahtan akşama kadar çalışarak geçti. Geri kalan yıllarda hep esnek saatleri olan, geleneksel şartların dışında şartlar altında, kendi çabalarımla şekillendirdiğim işlerim oldu. Zamanla işim sevdiğim şeyleri yapmak oldu ve iş ve eğlence diye bir ayırım kalmadı hayatımda. Pazartesi günleri keyifli günler benim için...işimi düşündüğümde eğleniyorum, heyecan duyuyorum ve gerçekten bu iş, bu eğlence diye bir ayırım yapamıyorum. Bundan farklı bir iş yaşamını artık hayal bile edemiyorum ve sık sık insanların çoğunun bu şartlarda çalışmadığını unutuyorum. Bugün birçok kişi hala kendine ait bir masanın olduğu bir ofiste, iş tanımının ve görevinin bir kartvizitin üzerine net bir şekilde sığabileceği sürekliliği olan bir işte çalışıyor. O masanın, o ofisin ve o kartvizitin onlara getirdiği 'güven'e de sahipler. Bir başkası için çalıştığınızda bir çok avantajınız vardır...çoğumuz için bunlardan en önemlisi ay sonunda gelen paradır. Miktarı belli, geleceği tarih belli olan net bir meblağdır. O paranın gelişi ve miktarı sizin o ay ne kadar ve nasıl çalıştığınıza bağlı değildir. Her şartta gelir ve siz ne geleceğini bildiğiniz için ne kadar harcayacağınızı da bilirsiniz. Hayat net ve kolaydır.

Bazı günler işi biraz 'sallarsanız' çok fark edilmez. Sizin aldığınız eğitimi yansıtan, tek bir odak noktası olan, kendinizi tek bir alanda geliştirmenizi ve uzman olmanızı sağlayan bir işiniz vardır. Herkes için herşey olmak zorunda olmadığınız için yaşam biraz daha stressiz olur. Bu anlamda da bir başkası için çalıştığınızda en büyük avantajlardan birisi de kendi üstlendiğiniz görevlerin dışında hiç birşeyden sorumlu olmamanızdır. Şirketin işleri kötü gidiyorsa, şirket iş veya para kaybediyorsa, bu sıkıntılar sizin kapınızı çalana kadar akşamları uykusuz kalan siz olmazsınız...bunu çözmesi gereken de siz değilsinizdir. Bu anlamda da rahattır bir başkası için çalışmak. Şirketiniz batar veya siz işten çıkartılırsanız, sadece işinizi kaybetmiş olursunuz. Çıkıp kendinize yeni bir iş bulabilirsiniz...Sabit, güvencesi olan bir işte başkası için çalışarak kalmanın bunlar gibi bir çok avantajı olduğunu düşünüyorum...özellikle de bakmak zorunda olduğunuz bir aileniz, büyütmek, okutmak zorunda olduğunuz çocuklarınız varsa...sabit, güvence gibi kavramlar önem kazanır. Hayat böyle daha rahat yaşanır...

mı acaba?


Ben bile size bunları yazarken, yazdığım bazı şeylerde içim sıkıldı...inanmadım bu söylediklerime...ve sanki bunu okuyan sizlerden bazılarının başlarını 'hayır' der gibi salladığını gördüm. Güvence? Artık öyle bir şey kaldı mı ki dediniz bana sanki. Çok yakından tanıdığım birisi sabah ofisine girip, üstünü çıkartıp, çayını alıp, bilgisayarda işinin başına oturduktan 10 dakika sonra işten çıkartılmıştı. Şirketin durumu iyi değildi ve gerçek maaşından değil de asgari ücretten maaş ödemesi gösterdikleri için yılların emeği karşılığında belki onu 2 ay götürecek kadar bir tazminat ödediler. O sabah 'güvence' ve rahat bir emekliliğe giden yol olarak gördüğü işten 10 dakikada çıkmıştı. 55 yaşında işsiz, sadece 2 ay idare edecek bir para ile kendini bambaşka bir dünyada buldu. Bugün aylık giderlerini karşılamak için birilerinin çocuklarına bakıcılık yapıyor. Yeniden kendine bir hayat kurmak için yola çıktı.


Sorumluluk yok dedim.. Evet bir başkası için çalıştığınızda sanki kendi iş tanımınız dışında bir sorumluluğunuz olmadığını düşünebilirsiniz...ama bu gerçekten doğru mu? Belki de siz yanlış yerden yanlış bir algıyla bakıyorsunuz olaylara! Çünkü benim baktığım yerden durum farklı gözüküyor...bir başkası için çalıştığınızda evet sorumluluk almamış oluyorsunuz...ama bu almadığınız sorumluluk aslında kendi yaşamınızın sorumluluğudur. Hayatınızın gücünü ve yönünü başkalarına teslim etmiş oluyorsunuz. Yukarıda örneğini verdiğim o bayan gibi geleceğinizi başkasının eline teslim ediyorsunuz. Sizi bilmiyorum ama bu benim için çok korkunç geliyor.


Peki 30'undan sonra yeni bir iş bulmak kolay mıdır? Sık sık duyduğum “Fazla vasıflısınız” yorumları ile karşılaşıldığıdır. Birden bire o 26 yaşında size iyi bir iş imkanı sağlayan vasıflarınız, eğitiminiz, tecrübeniz 40'ında iyi bir iş ile aranızda duran engele dönüşüyor.


O yüzden bugün ofisinizde oturmuş, masanıza koyduğunuz aile fotoğrafının sıcaklığında, önünüzde demli bir çay ile bilgisayarı açıp yapılacak işlerin ne olduğunu bilmenin güvencesiyle çalışmaya başladıysanız bu yazıyı bir kere daha okuyun...sonra yaşamınızdan sorumlu olmanın sizin için ne ifade ettiğini düşünün. Belki bir alternatif yaratmanın zamanı gelmiştir...belki de her ihtimale karşı kendinize bir güvenlik ağı oluşturmaya başlamak daha iyi olur.


Peynirimi Kim Kaptı” adında nefis bir kitap var. Okumadıysanız hemen ısmarlayıp okuyun. Orada peynir peşinde koşan farelerin hikayesi var...Orada buldukları peynirle yetinmeyen, onun bir gün biteceğini bilip sürekli peynir peşinde dolaşan fareler var. Sanırım ben onlardan biriyim! Elimde, sahip olduğum şeylerin bana ait olmadığını düşünüyorum...her zaman yok olabileceğine inandığım için her zaman alternatifleri de görmek gerektiğini düşünüyorum. Bu korkudan kaynaklanan bir davranış değil yalnız. Bu her zaman benim için kendi sınırlarımı test etmenin, onları genişletmenin heyecanı, her zaman eğlence ve her zaman içimde 'doğrusu bu' dediğim bir şey olmuştur. Bugün fark ediyorum ki yaptığım en büyük yatırım kendime olan yatırımmış. Kurslara katıldım, kendimi geliştirdim, öğrendim...genişledim, büyüdüm ve geliştim...riske girdim ve büyüdüm. İşinize deği, kartvizitinizde yazan o titre değil, şirkete değil...kendinize yapacağınız yatırım en büyük geri dönüşü size verecektir.


Burada bahsettiğim şeler 'kolay' değil. Hemen karşılık getirmeyecektir... kendinizi, sınırlarınızı zorlamanızı gerektirecektir...çok çalışmanız gerekecektir, azimli olmanızı, kendinizi buna adamanızı, kararlı olmanızı, sabırlı olmanızı ve inanmanızı gerektirecektir. Yani ofis işinizden daha zor olabilir, daha çok çalışmayı gerektirebilir, daha yorucu olabilir ama inanın bir o kadar da keyifli olacaktır...ödülü de siz olacaksınız...siz ve kendi yarattığınız, kendinizin şekillendirdiği ve gücü sizde olan gerçekten sorumluluğu size ait keyifli bir hayat olacaktır....bizi izlemeye devam edin :)


Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Ocak 2010 )
 
< Önceki   Sonraki >

Ekibimiz

Nikken Danışmanlarımız sizin işinizi kurmak için size yardım etmeyi bekliyorlar!


Hülya Karahan
Gümüş Danışman




Ömür Tüzel Gürsoy
Gümüş Danışman

EVET!

Ziyaretçilerimiz

Bugün30
Dün30
Bu Hafta104
Bu Ay342
Toplam47817

(C) macroajans

Kimler Sitede

Şuanda 11 misafir bağlı
© 2007 NETWORKEFT | valide xhtml | valide css |Desıgn by macroajans
Webdesign auf Usedom and Joomla